24/03/2026
Selim, günlerdir hayatının en önemli sorusunu nasıl soracağını düşünüyordu. Elindeki telefonunda onlarca uygulama ve internet sitesi açıktı. İstanbul’un kalbinde, sevdiği kadın olan Defne için her şeyin kusursuz olmasını istiyordu. Şehrin ışıkları penceresinden süzülürken, hayalindeki o anı gerçeğe dönüştürecek o özel dokunuşu arıyordu.
Tam umudunu kesmek üzereyken karşısına Aden Yachting çıktı. Web sitesindeki görseller ve yorumlar tam da aradığı profesyonelliği yansıtıyordu. Hemen ofise gitti ve organizasyon sorumlusu Can ile görüştü. Selim, Defne’nin deniz kokusunu ve İstanbul’un siluetini ne kadar sevdiğini anlattı. Can, ona her detayı düşünülmüş, rüya gibi bir akşam vaat etti.
O büyük akşam nihayet gelmişti. Selim, Defne’yi akşam yemeğine çıkaracağını söyleyerek sahile getirdi. İskelenin ucunda ışıl ışıl parlayan, beyaz ve görkemli bir yat onları bekliyordu. Defne, bu sürpriz karşısında şaşkınlığını gizleyemedi. Selim, nazikçe Defne'nin elinden tutarak onu teknenin güvertesine davet etti.
Yat yavaşça Boğaz’ın serin sularına açılırken, güvertede ikisi için hazırlanmış muhteşem bir masa vardı. Mum ışıkları, taze çiçekler ve İstanbul’un eşsiz manzarası eşliğinde romantik bir akşam yemeği yemeye başladılar. Selim, Defne’nin gözlerindeki mutluluğu gördükçe kalbinin daha hızlı çarptığını hissediyordu.
Yemeğin en tatlı yerinde, bir anda keman sesi duyulmaya başladı. Müzisyen Mert, Defne’nin en sevdiği şarkıyı çalmaya başlayarak masaya yaklaştı. Müziğin buğulu sesi dalgaların sesiyle karışırken, Defne büyülendiğini hissediyordu. Her şey o kadar masalsıydı ki, zaman sanki durmuş gibiydi.
Bu sırada, her anı ölümsüzleştirmek için görevli olan fotoğrafçı Melis, fark ettirmeden en doğal kareleri yakalıyordu. Selim, Melis ile kısa bir an göz göze gelerek her şeyin plana uygun gittiğini onayladı. Defne’nin gülüşü, ay ışığı altında profesyonel bir objektifle sonsuzluğa kaydediliyordu.