Erciş Hayranları Biziz

Erciş Hayranları Biziz Erciş, Van'ın en büyük nüfusa sahip ilçesidir. Bugün de çevre il ve ilçelerden yoğun şekilde göç almaktadır.

13.

Van Gölü'nden 5 kilometre içeride, 25 metre yükseklikte kurulmuş olan Erciş'in Van'a uzaklığı ise 90 kilometredir. Şehrin nüfusu 2008 yılına göre 79.639'dur. 1990'da 40.481 olan nüfusu 2000'de 70.881'e, 2007'de 77.464'e çıkmıştır. Ama son yapılan araştırmalara göre Erciş'in nüfusu 100.000'den fazla olduğu anlaşılmaktadır.[kaynak belirtilmeli]

2 beldesi, 12 mahallesi, 86 köyü ve 36 mezrası bulunm

aktadır. yüzyılda ünlü ticaret yolunun geçtiği Erciş'in bugün doğunun batıya açılan kapısı olması buraya ayrı bir önem kazandırmıştır. İran'dan Ortadoğu ülkelerine giden transit yol buradan geçmektedir. Erciş-Ağrı , Erciş-Bitlis ve Erciş-Van karayoluyla yurdumuzun her tarafından gidilmektedir

Erciş Ovası, Van Gölü kıyılarının en geniş ovalarından biridir. Ova, geniş vadiler boyunca içerilere sokulmuştur. Zilan Deresi'nin geçtiği yerlere "Hatun Çukurovası", üzerinde Erciş ilçesinin bulunduğu düzlüğe de "Suluova" adı verilmektedir. Ayrıca bol otlu ve sulu birçok ova ve yaylası bulunmaktadır. Belli başlı akarsuları, ovayı kuzeyden güneye geçen zilan deresi, Deliçay, İrşad Çayı ve Yekmal Çayı'dır. Kuzeyinde Aladağ ve Tendürek, İlçeye yaklaştıkça Meydan Dağı, Gürgür, Baba Dağı, Zurnaki Tepe, hemen devamında Grekor ve Kızılkaya Tepeleri ilçeye hakim yükseltilerdir 1841 yılında Van Gölü sularının tekrar alçalıp yükselmesi sonucu Erciş halkı, eski yerleşim yerleri olan Erciş Kalesi ve civarını terkederek Yukarı Çınarlı, Gölağzı, Kasımbağı, Alkanat ve Çelebibağı'na, idare merkezi de bugünkü erciş'in kurulduğu 15-20 hanelik bir köy olan Eganis (Akans) adı verilen yere taşınmış ve burası Erciş adını almıştır. 1910 yılında ilçe olmuş, 18 Mayıs 1915 'te Rus ve Ermeni işbirliği ile işgal edilmiş ve 1 Nisan 1918 de de kurtarılmıştır. Tarihte Arzaşkun, Arsissa, Argişti Khinili, Arciş, Ardişi, Eganis, Erdiş şeklinde geçen ilçenin adını, Urartu Krallarından II. Arsissa veya bu topraklar üzerinde kurulduğu belirtilen Arsissa veya Arzaşkun adlı şehirlerden aldığı tahmin edilmektedir. Bugün Erciş'te birçok tarihi eser ve yer bulunmaktadır. İlçenin Çelebibağı beldesinde Tunç Çağından günümüze kadar kullanılan ve üzerinde Urartular'a Selçuklular'a Osmanlılar'a, Celayirlilere ve karakoyunlular'a ait değişik örneklerin bulunduğu mezarlığı, Van Bitlis ve Ağrı yol güzergahlarında bulunan Karakoyunlular'a ait Kadem Paşa Hatun, Zortul ve Akçayuva Kübmetleri, Osmanlı-İran savaşlarında büyük önem kazanan ve şu anda Van gölü suları içerisinde sadece iki yıkık bedeni kalan Erciş Kalesi, ilçenin hemen kuzeyinde Urartular'dan kaldığı belirtilen Zernaki şehir kalıntısı sadece birkaçıdır. Erciş, 1365-1469 arasında Doğu Anadolu ve Irak ve İran'a egemen olan Azeri Türkmen Karakoyunlu Devleti'nin başkentliğini de yapmıştır. Doğu Anadolu bölgesinin Tatvan'la birlikte en gelişmiş ve düzenli ilçesidir. Ticaret hayatı güçlüdür fakat özellikle kükürt gibi doğal ürünlerini işleyecek bir orta boy sanayiden yoksundur. Şehrin önemli geçim kaynaklarının başında Erciş Şeker Fabrikası gelmektedir. Ayrıca Vangölü havzasındaki ilçe belediyeler içerisinde ekonomik gelişme itibariyle ilk sıradadır. Kültürel havza itibariyle ise, Van kentinden çok Ahlat ve Adilcevaz kuzey Vangölü hattına daha yakındır. Bu yönüyle Van ve Erzurum arasındaki kültürel geçiş bölgesi özelliği gösterir. Folklorik öğeleri daha çok Bitlis havzasının karakterini gösterir. Bölgesinin demografik ve ekonomik çekim merkezidir. Doğal güzellikleri itibariyle Ahlat'tan sonra ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Şehrin Osmanlı dönemindeki mahalle düzeni korunmakla beraber on yıllarda yüksek katlı yapılaşmaların artmasıyla otantik görünümünü kaybetmiştir. Vangölü kıyıları da aynı ekolojik sorunla yüzyüzedir. Korunması ve doğal özellikleri geliştirilmesi gereken bir beldedir.

O PAŞAYI VURUN !Wolfowitz, Kıvrıkoğlu’nun kendisini azarlamasını hiç unutamadı. Önce Süleymaniye’deki çuval olayını tezg...
14/03/2026

O PAŞAYI VURUN !
Wolfowitz, Kıvrıkoğlu’nun kendisini azarlamasını hiç unutamadı. Önce Süleymaniye’deki çuval olayını tezgâhladı. Ardından Paşa için ölüm emri çıkarttı. Ancak metresinin düşük çenesini hesaba katmadı…

Öyle konular vardır ki sadece bir kere yazabilirsiniz. Zamanın ruhuna uymayıp ertelediğinizde ya da öne aldığınızda, yazdığınızın bir anlamı olmaz. Ama doğru zamanda kaleme alındığında da Tsunami etkisi gösterir.

Genelkurmay eski Başkanı Hilmi Özkök, Ergenekon mahkemesine gidip ifade verinceye kadar birazdan yazacaklarımı paylaşmayı düşünmüyordum.

Ancak Paşa salonda “ABD, Wolfowitz aracılığı ile bana Tezkerenin geçmesi için baskı yaptı. Ancak ben dinlemedim” diye konuşunca daha fazla bekleyemezdim….
İşte size sadece filmlerde görebileceğimiz müthiş bir hikaye…Filmden tek farkı, buradaki her şey gerçek! Okuyun siz karar verin…

Tarih 16 Temmuz 2002 Türkiye’yi ziyareti daha önce üç kez ertelenen ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz, resmi temaslarda bulunmak üzere gece geç saatlerde Ankara’ya indi. Dönemin Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer, Başbakan’ı Ecevit, Genelkurmay Başkanı ise Hüseyin Kıvrıkoğlu’ydu.

Gezi basında günler öncesinden köpürtüldü. Ziyaretin hayati önem taşıdığı sayfa sayfa anlatıldı. Uçaktan inen Wolfowitz’in canı sıkkındı. Görüşmek istediği tüm isimlerden randevu almış ancak “biri” kendisini kabul etmemişti. Kara Kuvvetleri Komutanıyken Kıbrıs’taki çadırda suikasttan kurtulan Kıvrıkoğlu bir türlü kendisini kabul etmiyordu. ABD Büyükelçiliği ve diğer makamlar araya girdiyse de Paşa, “Nuh” diyor, “Peygamber” demiyordu! Çıkış yolu bulamayan Washington devreye girip Başbakan Ecevit’ten “aracı olmasını” rica etti. Kıvrıkoğlu Paşa, Ecevit’e de kibarca “Hayır” diyerek görüşmeye yanaşmadı. Kriz giderek büyüyünce rahmetli Ecevit tekrar telefona sarılarak “En azından iki-üç dakika görüşün bari” teklifini iletti. Paşa hiç de
istemeyerek “Peki” cevabını verdi.

Randevu baskıyla alınmıştı. Paşa sinir küpüydü. Görüşme başlamış ama suratlar asıktı. Birkaç dakika içinde elektriklenme tüm odaya yayıldı.
ABD’li konuk Irak işgalini masaya getirmişti. Peş peşe akıl almaz istekler sıralıyordu. Silah arkadaşlarının “Hacı” diye andığı Paşa, Wolfowitz’in GENEL VALİ gibi konuşması üzerine çok sert tepki verdi.

“Kerkük’ü de içine alan bir Kürt Devleti kurulması söz konusu olursa, doğrudan ve açıkça oraya, bölgeye gireceğimizi, müdahale edeceğimizi biliniz” diye çıkıştı.”
Wolfowitz neye uğradığını şaşırdı. Ne yapacağını bilemez hale gelen Wolfowitz “Ben, ABD Savunma Bakan Yardımcısıyım, benimle böyle konuşamazsınız” dedi.
Orgeneral Kıvrıkoğlu da “Ben de Türk ordusunun başıyım ve üstelik de Türkmen asıllıyım” diye karşılık verdi.

Şaşkına dönen ABD’li sinirli bir şekilde salonu terk etti.
Görüşmek için can attığı toplantı kâbusu olmuştu. Irak işgalini Ankara’ya en net anlatan ABD’li olan Wolfowitz ülkesine döndü. Kısa bir süre sonra Kıvrıkoğlu, çok sevdiği Hilmi Özkök’e yerini bıraktı. Birkaç ay sonra da Türkiye’nin gündeminde 1 mart Tezkeresi vardı. Herkes ne olacağını merakla bekliyordu. Amerikalılar aradaki pürüzlere rağmen karardan emindiler. Ancak sonuç öyle olmadı. Tezkere, Meclis’e takıldı.

Wolfowitz’e göre, “Türk Ordusu, siyasiler üzerinde gerekli baskıyı yapmamıştı. Tezkere’nin geçmemesinin arkasında da Kıvrıkoğlu’nun parmağı vardı.”
Ankara’da kovulmaktan beter olan Wolfowitz, Pentagon’da sık sık “Türkler, ABD’ye kafa tutmanın ne demek olduğunu anlamalı” diyordu. Bunu hiç çekinmeden her yerde dile getiriyordu. Kini hiç bitmiyordu.

Öfkesi hiç dinmiyordu. Bu aşağılanmanın faturasını ödetmek için çırpınıyordu……Aradığı fırsatı tam bir yıl sonra yakaladı…
4 Temmuz 2003 günü, Kuzey Irak’taki Türk Birliği basıldı. ABD askerleri ve çok sayıda Peşmerge karakolun etrafını sardı. Silahlarını kullanmayan 11 Türk askerinin başına çuval geçirildi. Operasyonun emrini Wolfowitz vermişti.
İntikamını geç de olsa almıştı!

Aradan iki hafta geçmişti… ABD’deki bir büyükelçilikteki kutlamaya seçkin isimler katılmıştı. Dönemin ABD Genelkurmay Başkanı Richard Myers da bunlardan biriydi. Orada olan 4 kişilik TÜRK EKİBİ harekete geçmek için fırsat kolluyordu. Sivil ama önemli Türk o anın geldiğini anlayınca arkadaşlarına dönerek “Ben şimdi Myers’a yaklaşacağım, siz bizi perdeleyin, kimseyi yaklaştırmayın, rahat rahat görüşeyim” dedi. Diğer üç Türk görevlerini kusursuzca yaptı. Kimse oraya yaklaşamadı.
O Türk, Myers’ın yanına giderek derhal Çuval olayını açtı ve “Bu işin arkasında Wolfowitz’in olduğunu biliyoruz” dedi….Myers şaşkına dönmüştü; “Bunu siz nereden biliyorsunuz” diye kısık sesle sordu. Sivil Türk “Sayın Başkan inanın başka şeyleri de biliyoruz” cevabını verdi ve başladı sırlamaya. Wolfowitz, küçük özel bir ekiple bir takım örtülü operasyonlar hazırlığındaydı.

Myers, duyduklarına inanmıyordu, “Hayır, bunlar olamaz” diye karşı çıkıyordu. Konuyu daha fazla uzatmak istemeyen sivil Türk elini ceketinin cebine atarak ilgili belgeleri çıkardı. Myers’ın gözleri büyümüştü.
Sivil Türk “Sayın Başkan, ordunuzun içindeki küçük bir klik, iki ülke arasında kriz çıkarmak istiyor, buna müsaade etmeyin” dedi. Myers biraz düşündü “Size samimiyetimle söylüyorum ki, bunlardan (Siyonistleri kastediyor) Dışişleri’nde bolca bulunur(!), ama Pentagon’a giremezlerdi(!). Ancak son yıllarda bir kaçı orduya sızmayı başardı. Fakat ben gereğini yapacağım” diyerek garanti verdi. Sivil Türk, teşekkür edip giderken Myers öylece kalakalmıştı!
Kıvrıkoğlu ne kadar canını yakmışsa Wolfowitz o günü bir türlü unutamıyordu. Evinde Erhan Göksel ve Cengiz Çandar gibi isimleri ağırlayacak kadar Türklerle arası iyi olan Amerikalının acısı büyüktü. Elindeki gücü kullanarak son kararını verdi: Kıvrıkoğlu’nu ortadan kaldırın!
Wolfowitz’in verdiği emir Türkiye’ye kadar gelmişti. Hazırlıklar başlamıştı. Sinsi plan alttan alta işlerken çılgın Amerikalının o dönem ki metresi çok sevdiği bir arkadaşıyla İtalyanların işlettiği bir lokantaya gitti. Masaya gelen garson İtalyanca selam verip isteklerini almaya başladı.

Hanımefendi İtalyan garsonu tehlike görmemiş olacak ki yanındaki okul arkadaşına şifreli olarak planı anlatıyordu. ODTÜ’den mezun olan genç hiç bozuntuya vermeden siparişleri alıp İtalyanca selam verip uzaklaştı! Birkaç dakika sonra masaya siparişler geliyor, ancak garson görünmüyordu!
Lokantayı terk eden genç Ankara’ya mesaj geçiyordu:
“Sanırım Hüseyin Kıvrıkoğlu ile ilgili kötü bir gelişme olacak. Koruma altına alırsanız iyi olur!”

Wolfowitz’in ekibi Ankara’daki dostlarına “düğmeye basın” talimatı verdi. Ancak Kıbrıs’ta kurşunun sıyırdığı Kıvrıkoğlu’na kimse yanaşamıyordu. Etten duvar örülmüştü. Kimse nerede ne yapacağını kestiremiyordu. Bir süre sonra oluşturulan güvenlik halkası tehlikeyi fark etti. İki şüpheli sınır dışı edildi. Yakalanan yerli işbirlikçilere ne olduğu ise hiç bilinmedi
Ergün Diler

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun,50 yıllık hekimliğinin ve,Bütün kitaplarının özeti,100 maddelik Hayat Anayasası.İLK 10YAVA...
25/01/2026

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun,
50 yıllık hekimliğinin ve,
Bütün kitaplarının özeti,
100 maddelik Hayat Anayasası.

İLK 10
YAVAŞ YE HIZLI YÜRÜ

1- Az ve öz ye. Yükte hafif, pahada ağır şeyler tüket.
2- Yaşın ilerledikçe lokmalarını azalt, adımlarını çoğalt.
3- Yavaş ye, hızlı yürü.
4- Zeytinyağı ve tereyağına öncelik ver.
5- Yoğurt, yumurta ve balıktan vazgeçme.
6- Kahveyi değil çayı sev, ikisini de kararında tüket.
7- Bakliyat, sebze ve meyveyi ihmal etme.
8- Yeşillikleri ve baharatı ciddiye al.
9- Maydanoz, kekik, nane, fesleğen, tere, roka ve benzerlerini sofrandan eksik etme.
10- Tarçın, zerdeçal, rezene ve kırmızı biberi masanda tut.

İKİNCİ 10
YEMEKTE SU İÇME

1- Şekerden, undan, tuzdan ve kızarmış yağdan uzak dur.
2- Güvenli ve mineral zengini su iç.
3- Yemekte su içme.
4- Suyu oturarak ve ılık iç.
5- Suyuna portakal veya limon dilimleri, rendelenmiş turunçgil kabuğu ekle.
6- Kahvaltıyı atlama.
7- Akşamları az ve erken saatte ye.
8- İki öğünle beslenmeyi dene.
9- Sofradan biraz aç kalk.
10- Damak çatlatayım derken damarlarını çatlatma.

ÜÇÜNCÜ 10
BEL ÇEVRENİ İYİ GÖZLEMLE

1- Geleneksel gıdalar ve mutfaktan pek ayrılma.
2- Ev yemeklerini tercih et.
3- Sofranı kalabalık tut, masanı (ailen ve dostlarınla) büyüt.
4- 40’lı yaşlardan sonra et değil ot (bitkisel) ağırlıklı beslen, aslan değil kuzu ol.
5- 40’lı yaşlardan sonra her 10 yılda bir tabağını yüzde 5 küçült.
6- Duygusal açlığını besinlerle giderme.
7- Kilonu ve bel çevreni iyi izle.
8- Doğal, tam ve yerel besinleri tercih et.
9- Sabah egzersizlerini ihmal etme.
10- Her gün mutlaka yürü.

DÖRDÜNCÜ 10
AYAKTA KAL HAYATTA KAL

1- Her gün paslanmamak için 5 bin, kilo almamak için 7 bin 500, sağlıklı yaşlanmak için 10 bin adım atmaya çalış.
2- 30 dakikadan fazla oturma.
3- “Ayakta kal, hayatta kal” mottosunu asla unutma.
4- Mümkünse her gün 15-20 dakika güneşlen.
5- Uykundan taviz verme.
6- Erken yat, erken kalk.
7- Duasız, dileksiz ve şükürsüz yatağa girme.
8- Güne neşeli başlamaya gayret et.
9- Stresten uzak dur.
10- İşe evini, eve işini götürme.

BEŞİNCİ 10
EŞİNİ, İŞİNİ, AİLENİ ÇOK SEV

1- Hazdan kopma, keyfi bırakma ama ikisine de tutku derecesinde bağlanma.
2- Kendinle ve hayatla dalga geçmeyi bil.
3- Yüzünden gülümsemeyi, ağzından kahkahayı eksik etme.
4- Gamlı, kederli olma, “Neşeli ol ki genç kalasın” mottosunu her sabah tekrarla.
5- Kendini, işini, eşini ve aileni çok sev.
6- Aileni, ilişkilerini sağlam ve büyük tut.
7- Eşine, işine, doğaya aşk ile sarıl.
8- Eğlenceli biri ol, eğlenmeyi asla bırakma.
9- Arkadaşsız, dostsuz, komşusuz kalma.
10- Evlen, mümkünse çocuk sahibi ol.

ALTINCI 10
İLAÇLARDAN UZAK DUR!

1- Tedbiri elden bırakma, emniyet kemeri tak, kask kullan.
2- Sağlık kontrollerini ihmal etme.
3- Gereksiz ilaç kullanma.
4- Manevi şifaya zaman ayır.
5- Sıkıntılarını paylaşabileceğin insanlarla dost, arkadaş ol.
6- Doğaya dokun; rüzgârı yüzünde, güneşi teninde hisset.
7- Yaşlanmaktan korkma, yaşlılıkla kavga etme.
8- Mutlak sonu kabullen.
9- Genetik mirasını öğren, ona göre tedbir al.
10- Sadece sevince değil kedere de ortak ol.

YEDİNCİ 10
İNCİNME İNCİTME

1- Müzikten kopma.
2- Ruh ve bedenini birbirinden ayırma; beden un, ruh su; oluşan hamur ise sensin.
3- Kendine yetmeye çalış.
4- İnsaflı, hoşgörülü, gani ruhlu biri ol.
5- İncinme, incitme.
6- İhtiraslı olma.
7 Az konuş, çok dinle; anlatan değil, dinleyen ol.
8- ‘Hayır’ı ‘Evet’le eşitlemeye çalış.
9- Unutmayı ve barışmayı bil.
10- Dertleşmekten çekinme ama mızmızlanma.

SEKİZİNCİ 10
DURMA, DÜŞME ÜŞÜTME

1- Öfke, kin ve küskünlük yükünü taşıma.
2- “Az çoktur”u benimse ve her bakımdan hafifle.
3- Evrendeki her şey ve herkese saygılı ol, değerini bil.
4- Geleceği görmek için geçmişe bak.
5- Yaşın elliyi geçmişse “Durma”, “Düşme”, “Üşütme” üçlüsünü unutma.
6- Huzurun en etkili ilaç olduğunu aklından çıkarma.
7- Ruhuna fazla ışık tutma ama onunla sohbeti de unutma.
8- Eşyaya bağlanma, eksilmekten korkma.
9- Yaşlanmayı kabuğu soyup ruha inmek olarak kabul et.
10- Aşırılıktan uzak düzgün bir yaşamın olsun.

DOKUZUNCU 10
ELEŞTİRİDE KISKANÇ ÖVGÜDE CÖMERT OL

1- Tartışma, tartışsan bile uzatma ve abartma.
2- Bugünü, bu anı, şimdiyi yaşa.
3- Düne pişmanlıkla, yarına kaygıyla yaklaşma.
4- Geçmişi geçmişte bırak, geleceğe umutla bak.
5- Eleştiride kıskanç, övgüde cömert ol.
6- Tevazuyu bırakma ama övgüyü kabullen.
7- Hoş sohbet biri ol.
8- Sıradan ve sade kal.
9- Kıskanma!
10- Manevi zenginliğini çoğalt.

ONUNCU 10
‘BU DA GEÇER’ DEMESİNİ BİL

1- Gerektiğinde işi oluruna bırak. “Bu da geçer” de.
2- Evinden, köyünden, kentinden ve ülkenden kopma.
3- Mahcup, çekingen ve kararsız olma.
4- Oku, yaz, gez, dolaş, izle, yeni şeyler öğrenmeyi asla bırakma.
5- Sadelik ve sıradanlığa yönel.
6- Az sadakat bekle, çok sadakat göster.
7- Bedenini iyi dinle, verdiği sinyalleri ciddiye al.
8- Toksik olan her şeyden uzak dur.
9- Modern tıbba inan ama geleneksel tıbbı pas geçme.
10- Zamanın ve sabrın en iyi ilaç olduğunu unutma.

03/01/2026

BİR DEVLET İSTİYORUM

Dur diyecek rüşvete vurguna
İzin vermeyecek hırsızlığa soyguna
Eşkıyayı hezimete bozguna
Uğratacak bir devlet istiyorum

Hakkı güçlüye değil haklıya verecek
Haksız davasında güçlüye dur diyecek
Gücü hakta hakikatte bilecek
Adaletli şefkatli bir devlet istiyorum

Eşkıyaya dağları dar edecek
Her yerde huzuru var edecek
Düşünceyi suç saymaktan ar edecek
İnançlara saygılı bir devlet istiyorum

Bükülmez bilekli demir yumruklu
Sağlam iradeli adil buyruklu
Sarsılmaz adaletli üstün hukuklu
Millet için var olan bir devlet istiyorum

Sadık ALTINKAYNAK
Aralık-1993

Erciş "1 Nisan Spor" kulübü ( ölenlere Allah rahmet eğlesin. Kalanlara uzun ömür nasip etsin )
03/01/2026

Erciş "1 Nisan Spor" kulübü ( ölenlere Allah rahmet eğlesin. Kalanlara uzun ömür nasip etsin )

Baldır kasları, özellikle gastroknemius ve soleus kasları, kan dolaşımının verimli bir şekilde sağlanmasında, özellikle ...
18/12/2025

Baldır kasları, özellikle gastroknemius ve soleus kasları, kan dolaşımının verimli bir şekilde sağlanmasında, özellikle de alt ekstremitelerden ana kalbe kanın venöz dönüşünde oynadıkları kritik rol nedeniyle sıklıkla "ikinci kalp" olarak adlandırılır.
👇👇

Kalp, oksijen açısından zengin kanı atardamarlar yoluyla aşağı p***alar, ancak oksijen bakımından fakir kanı bacaklardan yukarı doğru -yerçekimi kuvvetine karşı- geri p***alamak yardım gerektirir.

Bu yardım, baldır kası p***ası tarafından sağlanır. Baldır kasları her kasıldığında, örneğin yürürken, koşarken veya hatta hafif bir hareket sırasında, alt bacaklardaki derin venleri sıkıştırırlar. Bu sıkıştırma, kanı yukarı doğru iten bir p***a gibi davranır. Venler, kanın geriye doğru akmasını önleyen ve kanın yalnızca kalbe doğru hareket etmesini sağlayan tek yönlü valfler içerir.

Verimli çalışan bir baldır p***ası, genel kardiyovasküler sağlık için hayati öneme sahiptir. Ana kalbin üzerindeki yükü azaltır, kanın birikmesini önleyerek sağlıklı damarları destekler ve varis, bacak şişmesi (ödem) ve kan pıhtıları (DVT) gibi rahatsızlıkların riskini önemli ölçüde düşürür. Çalışmalar, zayıf baldır kaslarının daha kötü kalp performansı ve azalmış dolaşım verimliliğiyle bağlantılı olduğunu bile göstermiştir. Uzmanlar, bu "ikinci kalbi" güçlü ve aktif tutmak için sık hareket etmeyi ve yürüyüş ve baldır kaldırma gibi egzersizleri önermektedir.

SEN BİLMEZSİN EVLADIM      Kızım ÖznuraŞimdi sorsam nedir şu gaz ayağıSen görmedin bilemezsin evladımBir de desem nedir ...
11/12/2025

SEN BİLMEZSİN EVLADIM

Kızım Öznura

Şimdi sorsam nedir şu gaz ayağı

Sen görmedin bilemezsin evladım

Bir de desem nedir guzu gulağı

Sen görmedin bilemezsin evladım

**

Çiriş doluydu şu Erek Dağı

Evelik süslerdi bahçeyle, bağı

Yaraya merhemdi boğa yaprağı

Sen görmedin bilemezsin evladım.

**

Çatlanguşi ekşiliyle yiyerdığ

Guş Pepesi no ğoş imiş diyerdığ

Uşgunu da tam yerinden soyardığ

Sen görmedin bilemezsin evladım.



**

Çoğu bilmez Gıcıkdanla, Çaşırı

Ona yabancıdır deve dabanı

Sen ne bileceksin inek alnını

Sen görmedin bilemezsin evladım.

**

Tanımazsın Ğençelozla, Yemliği

Tanımamışsan Beniceyle, Turşiği

Bilirmisen Helizle, Cırcırği

Sen görmedin bilemezsin evladım.

**

Sirmo, Mendoyu peynire gatardığ

Keklik otunu da aşa salardığ

İt burnunu derde deva yapardığ

Sen görmedin bilemezsin evladım.



**

Çoğu yerde vardı keçelegundik

Toy evlerinde de meryemhot yedik

Daha bunlar gibi çok sebze gördük

Sen görmedin bilemezsin evladım.



Ümit kayaçelebi-Van 1978

“Bisiklet, gezegenin yavaş ölümüymüş…”Bir bankacı, bir gün ekonomistlerin alışılmış dengelerini altüst eden şu sözleri s...
10/11/2025

“Bisiklet, gezegenin yavaş ölümüymüş…”
Bir bankacı, bir gün ekonomistlerin alışılmış dengelerini altüst eden şu sözleri söylemiş:

> “Bir bisikletçi, ülke ekonomisi için tam bir felakettir.

Araba satın almaz, kredi çekmez, sigorta poliçesi ödemez.

Benzin istasyonlarına uğramaz, tamirciye gitmez, otopark parası vermez.

Ne otoyollara ihtiyaç duyar ne de trafiği kilitler.

Kaza yapmaz, hastaneleri doldurmaz, obez olmaz.

Sağlıklı insanlar ekonominin dişlilerini döndürmezler.

İlaç almaz, doktor kapılarında beklemez, ekonomiye katkı sağlamazlar.

Oysa her yeni McDonald’s şubesi açıldığında,

en az otuz kişiye iş kapısı aralanır;

on kardiyolog, on diş hekimi, on diyetisyen ve beslenme uzmanı

iş bulur;

bir de mağazanın kendisinde çalışanlar vardır tabii...”

Ve bankacı sözlerini şu ironik cümleyle bitirmiş:

> “O hâlde iyi düşünün:

Bir bisiklet mi tercih edeceksiniz, yoksa bir McDonald’s mı?”

Düşünmeye değer bir paradoks değil mi?

Yürüyenler ise daha da tehlikelidir;

zira onlar, bisiklet bile almazlar…

Alıntıdır

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun, 50 yıllık hekimliğinin ve bütün kitaplarının özeti,100 maddelik Hayat Anayasası.İLK 10YAV...
10/11/2025

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun, 50 yıllık hekimliğinin ve bütün kitaplarının özeti,
100 maddelik Hayat Anayasası.

İLK 10
YAVAŞ YE HIZLI YÜRÜ

1- Az ve öz ye. Yükte hafif, pahada ağır şeyler tüket.
2- Yaşın ilerledikçe lokmalarını azalt, adımlarını çoğalt.
3- Yavaş ye, hızlı yürü.
4- Zeytinyağı ve tereyağına öncelik ver.
5- Yoğurt, yumurta ve balıktan vazgeçme.
6- Kahveyi değil çayı sev, ikisini de kararında tüket.
7- Bakliyat, sebze ve meyveyi ihmal etme.
8- Yeşillikleri ve baharatı ciddiye al.
9- Maydanoz, kekik, nane, fesleğen, tere, roka ve benzerlerini sofrandan eksik etme.
10- Tarçın, zerdeçal, rezene ve kırmızı biberi masanda tut.

İKİNCİ 10
YEMEKTE SU İÇME

1- Şekerden, undan, tuzdan ve kızarmış yağdan uzak dur.
2- Güvenli ve mineral zengini su iç.
3- Yemekte su içme.
4- Suyu oturarak ve ılık iç.
5- Suyuna portakal veya limon dilimleri, rendelenmiş turunçgil kabuğu ekle.
6- Kahvaltıyı atlama.
7- Akşamları az ve erken saatte ye.
8- İki öğünle beslenmeyi dene.
9- Sofradan biraz aç kalk.
10- Damak çatlatayım derken damarlarını çatlatma.

ÜÇÜNCÜ 10
BEL ÇEVRENİ İYİ GÖZLEMLE

1- Geleneksel gıdalar ve mutfaktan pek ayrılma.
2- Ev yemeklerini tercih et.
3- Sofranı kalabalık tut, masanı (ailen ve dostlarınla) büyüt.
4- 40’lı yaşlardan sonra et değil ot (bitkisel) ağırlıklı beslen, aslan değil kuzu ol.
5- 40’lı yaşlardan sonra her 10 yılda bir tabağını yüzde 5 küçült.
6- Duygusal açlığını besinlerle giderme.
7- Kilonu ve bel çevreni iyi izle.
8- Doğal, tam ve yerel besinleri tercih et.
9- Sabah egzersizlerini ihmal etme.
10- Her gün mutlaka yürü.

DÖRDÜNCÜ 10
AYAKTA KAL HAYATTA KAL

1- Her gün paslanmamak için 5 bin, kilo almamak için 7 bin 500, sağlıklı yaşlanmak için 10 bin adım atmaya çalış.
2- 30 dakikadan fazla oturma.
3- “Ayakta kal, hayatta kal” mottosunu asla unutma.
4- Mümkünse her gün 15-20 dakika güneşlen.
5- Uykundan taviz verme.
6- Erken yat, erken kalk.
7- Duasız, dileksiz ve şükürsüz yatağa girme.
8- Güne neşeli başlamaya gayret et.
9- Stresten uzak dur.
10- İşe evini, eve işini götürme.

BEŞİNCİ 10
EŞİNİ, İŞİNİ, AİLENİ ÇOK SEV

1- Hazdan kopma, keyfi bırakma ama ikisine de tutku derecesinde bağlanma.
2- Kendinle ve hayatla dalga geçmeyi bil.
3- Yüzünden gülümsemeyi, ağzından kahkahayı eksik etme.
4- Gamlı, kederli olma, “Neşeli ol ki genç kalasın” mottosunu her sabah tekrarla.
5- Kendini, işini, eşini ve aileni çok sev.
6- Aileni, ilişkilerini sağlam ve büyük tut.
7- Eşine, işine, doğaya aşk ile sarıl.
8- Eğlenceli biri ol, eğlenmeyi asla bırakma.
9- Arkadaşsız, dostsuz, komşusuz kalma.
10- Evlen, mümkünse çocuk sahibi ol.

ALTINCI 10
İLAÇLARDAN UZAK DUR!

1- Tedbiri elden bırakma, emniyet kemeri tak, kask kullan.
2- Sağlık kontrollerini ihmal etme.
3- Gereksiz ilaç kullanma.
4- Manevi şifaya zaman ayır.
5- Sıkıntılarını paylaşabileceğin insanlarla dost, arkadaş ol.
6- Doğaya dokun; rüzgârı yüzünde, güneşi teninde hisset.
7- Yaşlanmaktan korkma, yaşlılıkla kavga etme.
8- Mutlak sonu kabullen.
9- Genetik mirasını öğren, ona göre tedbir al.
10- Sadece sevince değil kedere de ortak ol.

YEDİNCİ 10
İNCİNME İNCİTME

1- Müzikten kopma.
2- Ruh ve bedenini birbirinden ayırma; beden un, ruh su; oluşan hamur ise sensin.
3- Kendine yetmeye çalış.
4- İnsaflı, hoşgörülü, gani ruhlu biri ol.
5- İncinme, incitme.
6- İhtiraslı olma.
7 Az konuş, çok dinle; anlatan değil, dinleyen ol.
8- ‘Hayır’ı ‘Evet’le eşitlemeye çalış.
9- Unutmayı ve barışmayı bil.
10- Dertleşmekten çekinme ama mızmızlanma.

SEKİZİNCİ 10
DURMA, DÜŞME ÜŞÜTME

1- Öfke, kin ve küskünlük yükünü taşıma.
2- “Az çoktur”u benimse ve her bakımdan hafifle.
3- Evrendeki her şey ve herkese saygılı ol, değerini bil.
4- Geleceği görmek için geçmişe bak.
5- Yaşın elliyi geçmişse “Durma”, “Düşme”, “Üşütme” üçlüsünü unutma.
6- Huzurun en etkili ilaç olduğunu aklından çıkarma.
7- Ruhuna fazla ışık tutma ama onunla sohbeti de unutma.
8- Eşyaya bağlanma, eksilmekten korkma.
9- Yaşlanmayı kabuğu soyup ruha inmek olarak kabul et.
10- Aşırılıktan uzak düzgün bir yaşamın olsun.

DOKUZUNCU 10
ELEŞTİRİDE KISKANÇ ÖVGÜDE CÖMERT OL

1- Tartışma, tartışsan bile uzatma ve abartma.
2- Bugünü, bu anı, şimdiyi yaşa.
3- Düne pişmanlıkla, yarına kaygıyla yaklaşma.
4- Geçmişi geçmişte bırak, geleceğe umutla bak.
5- Eleştiride kıskanç, övgüde cömert ol.
6- Tevazuyu bırakma ama övgüyü kabullen.
7- Hoş sohbet biri ol.
8- Sıradan ve sade kal.
9- Kıskanma!
10- Manevi zenginliğini çoğalt.

ONUNCU 10
‘BU DA GEÇER’ DEMESİNİ BİL

1- Gerektiğinde işi oluruna bırak. “Bu da geçer” de.
2- Evinden, köyünden, kentinden ve ülkenden kopma.
3- Mahcup, çekingen ve kararsız olma.
4- Oku, yaz, gez, dolaş, izle, yeni şeyler öğrenmeyi asla bırakma.
5- Sadelik ve sıradanlığa yönel.
6- Az sadakat bekle, çok sadakat göster.
7- Bedenini iyi dinle, verdiği sinyalleri ciddiye al.
8- Toksik olan her şeyden uzak dur.
9- Modern tıbba inan ama geleneksel tıbbı pas geçme.
10- Zamanın ve sabrın en iyi ilaç olduğunu unutma.

İnsanlığı Çıldırtan Acı: Ağrı Kesiciler Ortaya Çıkmadan Önce İnsanlar Baş Ağrılarını Nasıl Tedavi Etmeye Çalışırdı?Baş a...
02/11/2025

İnsanlığı Çıldırtan Acı: Ağrı Kesiciler Ortaya Çıkmadan Önce İnsanlar Baş Ağrılarını Nasıl Tedavi Etmeye Çalışırdı?

Baş ağrıları — insanlığın en eski laneti.
Aspirin veya ibuprofen'den çok önce, insanlar ağrıyı durdurmak için her şeyi yapardı.

1890'larda doktorlar kâbustan fırlamış bir şey denediler:
"Titreşim terapisi."

Korkunç bir fotoğrafta, bir hasta donmuş halde otururken, bir doktor kafasına tutturulmuş metal bir kaskın altındaki örse vuruyor.

Fikir mi? Şok dalgasının "sinirleri yeniden hizalaması" ve ağrının yok olması.

Sonuç mu? Muhtemelen sadece daha fazla acı — ve mantığı bastıracak kadar şiddetli, zonklayan bir baş ağrısı.

Ama hava kararıyor.

Orta Çağ'da migren için başvurulan "tedavi", sirkeye batırılmış afyondu, şakaklara bastırılırdı veya burundan çekilirdi.

İyileştirmiyordu — uyuşturuyordu. Amaç acıyı dindirmek değildi.
Umursayacak kadar canlı hissetmemekti.

Ve bu bile başarısız olunca, insanlık en eski ve en korkunç çözümüne yöneldi:
Trepanasyon.

Antik Avrupa, Mısır ve Güney Amerika'da şifacılar, "kötü ruhları serbest bırakmak" veya baskıyı azaltmak için kafatasına delikler açarlardı.
Bazıları hayatta kalırdı. Bazıları ise hayatta kalamazdı.
Ama hepsi aynı şeye inanıyordu: Zihnin acısının, bedeni parçalamak anlamına gelse bile, serbest bırakılması gerektiğine.

Bugün bir hap atıp hayatımıza devam ediyoruz.
Ama her parasetamolün arkasında 10.000 yıllık çaresizlik, batıl inanç ve insan dayanıklılığı yatar.

Acı bize ilacı icat ettirdi.
Acı bize merhameti icat ettirdi.

Kaynak BBC world old history.

*FIKRA GİBİ AMA**TAMAMEN GERÇEK*Küçük bir mahkeme salonunda savcı iddanameyi okumaya başladı..*“Sayın hakim, kitap kırmı...
23/10/2025

*FIKRA GİBİ AMA*
*TAMAMEN GERÇEK*

Küçük bir mahkeme salonunda savcı iddanameyi okumaya başladı..

*“Sayın hakim, kitap kırmızı kapakla çıkmıştır ve adı "Sınıf"tır.
Bu nedenle TCK’nın 216. madde sine göre,(yani “halkın; din, dil, ırk, mezhep, sosyal sınıf veya bölge farklılığı açısından farklı özelliklere sahip bir kısmını, diğer bir kısmı aleyhine kin ve düşmanlığa ittiği gerekçesiyle suçludur. Gereğinin yapılmasını arz ederim."*

Adam şaşkınlıkla etrafına baktı.
Her şey ona şaka gibi geliyordu.
Bir şiir kitabı için miydi tüm bunlar?
Bu mahkeme, bu savcı, yanında kendisini savunmak için duran avukat, hakimin önündeki yazman..

*Öğretmendi, yıllarını okuldaki öğrencilerine vermişti.”Çocuklarım” diyordu onlara..*

Kitabında da çocuklarını anlatmıştı zaten.

*O halde neydi suç olan? Neden buradaydı?*

Savcı devam ediyordu.
*"ama kitap kırmızı, üstelik adı da Sınıf.”*

Şiirlerinden kesik kesik mısralar geldi adamın aklına…

*“yoklama defterinden öğrenmedim sizi, benim haylaz çocuklarım! “İsterken adam olmanızı çoğunuz semtine uğramaz oldu okulun palto,ayakkabı yüzünden, kiminiz limon satar, Balıkpazarı’nda kiminiz Tahtakale’de çaycılık eder.”*

Buydu söyledikleri sadece..
Bu nedenle
*Nazım Hikmet’in kitaplarından sonra ilk kez bu kitap toplatılmış ve yasaklanmıştı.*

Yasaklanmıştı kitap,
*kapağını rengi kırmızıyı.*
*Adı da Sınıf’tı.*

Beyninde zonklamaya devam ediyordu, *yasaklanan* kitabındaki şiirler..

*“Benim bilgili, becerikli çocuğum, kalktığın zaman tahtaya yüzünün kızarması neden?*
*Ayağında sağlamca bir papuç sırtında bir ceket yok diye mi?*
*Ne var bunda sıkılacak, utanmak bize düşer çocuğum!”*

***

Birden herkes ayağa kalktı.
Hakim kararı açıklıyordu.
*Hayatında ilk kez tutuklanıyordu adam.*

6 ay hapiste yattı.
O zaman ki yasalara göre 6 aydan fazla hapiste yatan bir kişi öğretmenlikten çıkarılıyordu.
Adam tam tamına 6 ay hapiste yatmıştı.
Ne bir gün fazla ne bir gün eksik.
*Ama 6 aydan fazla yatmış gösterilip öğretmenlikten de atıldı.*

Yılmadı, onlara güzel bir dünya kurabilmek için yazmaya devam etti.

Tutuklandı yine, işkenceye maruz kaldı, hatta yetmiş yaşında kendi köyünün halkı içinde gözleri bağlanarak elleri kelepçeli gözaltına bile alındı.

***
Bu adam kim mi?

Bu adam; sizin romanlarını okuduğunuz, tiyatro ve filmlerini izlediğiniz *"Hababam Sınıfı"nın yazarı Rıfat Ilgaz'dır.*

Şimdi bu okuduklarınıza da gülebilirsiniz.

Gülün doğal olarak..
Ama bir de sizden küçük bir isteğim olacak ...
Bu *gerçek fıkrayı* en az bir dostunuza duyurmak, iletmek için zaman ayırmanız..

*Hababam Sınıfı'nın hatırına*

*Rıfat Ilgaz* gibi değerlerimizi unutmayalım. *Unutturmayalım!*

Alıntı

Sait KARAMANEmekli Erciş Nüfus MüdürüCamikebir Mahallesi'nden, aslen  Haydarbey'li Ağabey Karaman'ın oğlu Sait  KARAMAN ...
17/10/2025

Sait KARAMAN
Emekli Erciş Nüfus Müdürü

Camikebir Mahallesi'nden, aslen Haydarbey'li Ağabey Karaman'ın oğlu Sait KARAMAN 16.10.2025 günü vefat etmiştir.
Çok değerli bir bürokrat olan ve Erciş halkı tarafından sevilen ve sayılan bir insandı. Erciş Nüfus Müdürlüğü görevi süresince fedakarca hizmet etmiştir.
Mekanı cennet, sevenlerinin başı sağ olsun.
16.10.2025 Erciş

Address

Ercis

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Erciş Hayranları Biziz posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share